Kar
Ocak 27th, 2010 § Yorum yapın
Hasta oldum. Mevsimin ilk karı daha yere düşmeden, gölgesiyle hasta etti beni. Yolunu neredeyse romantik duygularla ben beklememişim, kaç sabah perdeyi “yağdı mı acaba” diye ben açmamışım gibi. Hain. Şöyle sokakları doldursaydı da bir işe yarasaydı ufak da olsa bir avuntumuz olacaktı. Gece sinsi sinsi yağmış, sabah çatılarda kırağı gibi incecik birikmişti, şu saatte o da kalmadı.
Bu defa beni biraz hırpalamış da olsa havanın böyle soğuk olmasını seviyorum. Zihni diri, vücudu zinde tutuyor. Kuzey insanları kış ortasında buz gibi denizlere göllere atıyorlar ya kendilerini, içim ürperiyor onları izlerken ama hoşuma da gidiyor. Ara sıra soğuk duş alıp kısıtlı imkanlarımla onlara katılıyorum: Kuzeyli tripleri trial version. ‘Full sürüm’ talep etseniz dahi tesis yok, Ankara’da nerede bulacaksın öyle su birikintisi de içine gireceksin. Melih’in fıskiyeli havuzları bu mevsimde boş.
Neyse, bu “eksi kırk derece soğuk suda bile yüzerim inan ki” olayı hoş kısaca. Kimi yerde anlamsız, salakça hatta belki imkansız bulunacak şeylerin ’başka insanlar’ın kültürlerinin bir parçası olması durumu ufuk açıcı. İnsanın alışamayacağı, kaldıramayacağı şey de yok. Bu kafamı rahatlatan bir şey.

Annem soğuk havalarda camdan bakarken “evsizler ne yapıyordur acaba şimdi, allah yardımcıları olsun” derdi. Ne kadar değişsem, annemden uzaklaşsam da içimden söküp atamadığım şeylerden biri de bu.
Annem bunu her söylediğinde, yaz kış çıplak ayakla gezen, el çırpan birini görünce kendisi de istemsizce, bir o kadar da şiddetle el çırpmaya başlayan, bir yandan da ağız dolusu küfreden Deli Hakkı’yı, upuzun sarı bıyığının altından eksik dişleriyle kocaman kahkahalar atarak beni hep korkutan, ismi kayıp, esnafın ‘hanım’ diye çağırdığı, neden böyle çağırıldığını uzun yıllar anlayamadığım genç adam ve tanıdığım diğer evsizleri düşünür, onların kar fırtınasına yakalanmış penguenler gibi kafalarını öne eğip birbirlerine iyice sokulduklarını gözümün önüne getirir, öyle ısındıklarını canlandırırdım kafamda. Yine de annemin sözleri içimi acıtırdı.
İnsanın çevresinden, hele çocukken bu kadar etkileniyor olması bana çok rahatsızlık veriyor.

(21 ocak’ta, akşam üstü yazmıştım. Yayınlaması şimdiye kaldı.
Hala içime sinmiş değil. Belki zamanla işler yoluna girer)